Sürüngen Pulları Kuş Tüylerine Neden Dönüşemez?

Son derece karmaşık bir tasarıma ve aerodinamik özelliklere sahip olan tüyler, sadece kuşlara özgüdür. Kuş tüylerinin sürüngen pullarından evrimleştiği iddiası ise tümüyle temelsizdir.

Evrimciler sürüngenleri kuşların atası saydıkları için, ister istemez kuş tüylerinin de sürüngen pullarından evrimleştiğini öne sürmek zorunda kalırlar. Oysa tüyler ve pullar, yapı, genetik köken ve embriyolojik gelişim yönünden birbirlerinden tamamen farklıdır.

Sürüngen pullarının büyütülmüş hali. Açıkça görüldüğü gibi pullar, birbirlerine tutturulmuş sert deri parçalarıdır. Tüylerle aralarında en ufak bir benzerlik yoktur.

Connecticut Üniversitesi’nde fizyoloji ve nörobiyoloji profesörü olan A. H. Brush, bir evrimci olmasına rağmen, “tüyler ve pullar… genetik yapılarından gelişimlerine, morfolojilerinden doku organizasyonlarına kadar her şeyde birbirlerinden farklıdırlar” diyerek bu gerçeği kabul eder. (A. H. Brush, “On the Origin of Feathers“, Journal of Evolutionary Biology, Vol. 9, 1996. p. 132.) Dahası, Prof. Brush’a göre “kuş tüylerinin protein yapısı da diğer omurgalıların hiçbirinde görülmeyen, tümüyle özgün” bir yapıdır. (A. H. Brush, “On the Origin of Feathers”, p. 131.)

Bunun yanısıra, kuş tüylerinin sürüngen pullarından evrimleştiklerini gösterebilecek hiçbir fosil delili de yoktur. Aksine, Prof. Brush’ın ifadesiyle, “tüyler fosil kayıtlarında sadece kuşlara has bir özellik olarak bir anda belirirler“. (A. H. Brush, “On the Origin of Feathers”, p. 133.) Sürüngenlerde kuş tüylerine köken oluşturabilecek “hiçbir epidermal (üst deriye ait) yapı ise belirlenememiştir”. (A. H. Brush, “On the Origin of Feathers”, p. 131.)

1996 yılında büyük bir medya propagandası ile gündeme getirilen “Çin’-de bulunan tüylü dinozor fosilleri” hikayesi ise tümüyle gerçek dışıdır. Sözü edilen Sinosauropteryx fosilinin gerçekte kuş tüyüne benzer hiçbir yapıya sahip olmadığı, 1997 yılında yapılan incelemelerle anlaşılmıştır.

Tavuskuşunun tüyleri, çok açık bir tasarım örneğidir. İnsana, Allah’ın canlıları ne denli güzel ve kusursuz bir biçimde yarattığını düşündürür. Ancak Darwin, bu güzelliği her gördüğünde “hasta” olmuştur.

Tüylerdeki bu tasarım, Charles Darwin’i de çok düşündürmüş, hatta tavuskuşu tüylerindeki mükemmel estetik kendi ifadesiyle Darwin’i “hasta etmiş”ti. Darwin, arkadaşı Asa Gray’e yazdığı 3 Nisan 1860 tarihli mektupta “gözü düşünmek çoğu zaman beni teorimden soğuttu. Ama kendimi zamanla bu probleme alıştırdım” dedikten sonra şöyle devam ediyordu:

“Şimdilerde ise doğadaki bazı belirgin yapılar beni çok fazla rahatsız ediyor. Örneğin bir tavuskuşunun tüylerini görmek, beni neredeyse hasta ediyor.” (Norman Macbeth, Darwin Retried: An Appeal to Reason, Boston: Gambit, 1971, p. 101.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir